'Edebiyat tarihin bir türüdür. Halkın unuttuğunu folklor unutmaz.'
Geçtiğimiz günlerde beş kitabı birden yayınlanan Kazakistan Milli İlimler Akademisi üyesi, ünlü araştırmacı Prof. Dr. Rahmankul Berdiyev’le çalışmaları, Türk dünyası ve Türk tarihi üzerine sohbet ettik...
- Hocam, yeni yayınladığınız külliyatı inceledik. Filoloji, Türkoloji, Edebiyat bilimi alanında çalışmalarınızı ne zamandır sürdürüyorsunuz?
Prof. Dr. Berdibay: Ben Türkoloji, edebiyat bilimi dalında elli yıldır emek vermekteyim, yani yarım asır.
- Elli yıl az bir zaman dilimi değil. Birçok makale ve bilimsel eseriniz basıldı. Filoloji içerisinde, özellikle Türkolojiye yönelmenizin sebebini anlatır mısınız?
Prof. Dr. Berdibay: Sebebi çok açık. Bizim tarihimiz daha yazılmamış, ya da eksik yazılmıştır. Düzeltmeye ihtiyaç vardır. Edebiyat ve bünyesindeki folklor da tarihin ayrı bir türüdür. Halkın unuttuğunu folklor unutmaz. Halkların mücadelesi, muradı, keder ve sevinçlerinin tümü folklorda sözlü edebiyat yadigârlarında korunmakta. Dolayısıyla, folklor eserlerinden ister destan, ister atasözü olsun tarihimizin altyapısı nümunelerindendir, Kazak tarihini tanımaya yardımcı olacağı umuduyla vasıta olarak istifade ederim. O sadece okumak için değil, aynı zamanda tarihi bilmek ve geçmişimizi günümüz nesillerine aktarmaktır. Amaç işte budur.
- Pekalâ efendim, Kazak tarihi, Kazak edebiyatı diyorsunuz. Kazak tarihi ve edebiyatını araştırma esnasında eserlerinizdeki Türk halklarının önemi nedir?
Prof. Dr. Berdibay: Ben Orta Asya’daki Türk halkları olan Kazak, Özbek, Kırgız, Karakalpak, Türkmen, daha sonra İdil boyu Tatar, Başkurt edebiyatlarını, Karaçay-Malkar, Kumuk, Nogay, Kırım Tatarları edebiyatlarını okuyorum. Onlardan güzel şeyler aşılamaya çalışırım. Bu halkların kökü bir. Bu bakımdan çok şey edinirim. Daha şimdiden Türk halkları atasözlerini gazetede yayına hazırlamaktayım. Destanları incelediğimde karşılaşırım. Meselâ “Alpamıs” destanı Kazak’ta, Özbek’te, Karakalpak’ta var, hatta, son zamanlarda, Taciklerde de var olduğu ileri sürülmektedir. Altaylılarda da var. Azerbaycanlılar, Kırım Tatarları, Türklerde de bulunduğu söylenebilir. “Dede Korkut” kitabının üçüncü bölümü “Alpamıs” destanıyla aynıdır. Yani, bizim folklorumuzun devam eden, kökünü derine salmış ilişkileri vardır. İşte, bundan dolayı çok caziptir, hem edebiyat, hem eğitim, hem de emanettir.
- Rahmankul Berdibay Bey, destanları çok tetkik ettiğinizden bahsediyorsunuz. Destan türünün Türk kültüründeki önemini açıklar mısınız?
Prof. Dr. Berdibay: Çok büyüktür. Bu hem bir tarihî roman örneğidir. Filan asırda, filan bölgede gibi ifadelerle destanlarda karşılaşırız. Bu ise bir tarih, bir eğitimdir. Bunu bilmeliyiz. Şimdi ise yerine folklor geçmektedir. Tarihin ta kendisi olmasa bile, onun izi, ruhu destanlarda görülür. Destanları ben şöyle adlandırırım:
1. Arkaik destanlar.
2. Roman destanları.
3. Aşk destanları.
4. Tarihi destanlar.
Genel olarak Türk halkının destanları bu dört gruptan oluşur.
- Tarih demek şecere demek, Kazak edebiyatında, folklorunda Türk tarihi hangi yüzyılla ve kimlerle başlar?
Prof. Dr. Berdibay: En az 1.500 yıl geriye gitmeliyiz. Ta Türk Kağanlığı'ndan hem edebiyatımız, hem de folklorumuz başlar. 1.500 yıllık tarih var. Türkistan şehrinin tarihine süre olarak yakındır. Oğuzname, Tonyukuk, Kültigin, Bilge Kağan yazıtları en gözde örneklerdir. Onlar hem tarih unsurları, hem de güzel söz sanatı örnekleridir. Bunlarla başlangıç alır. Muhakkak daha öncesi de vardır, ama araştırmak gerekir. Meselâ Hunlar devrinden başlanması gerekir. Padişah İdil, Avrupalılarda Atilla hakkında da efsaneler var. Yazılı değil, efsane ve destan şeklindedir. Böyle bir durumda 2.500 yıl geriye gitmek gerekir.
- Türk halklarının edebiyatını, kültürünü hayli araştırmaktasınız. Türkçülük hakkındaki görüşünüz nedir, Türkçülük Kazakistan’da var mıdır?
Prof. Dr. Berdibay: Türkçülük fikri bende var. Çünkü her milletin, öncü ülküsü olmalıdır. İdeali, gayesi olmalı. Bizim, Türk halklarının tarihini, etnoğrafyasını, maddî-manevî kültürünü bilmemiz gerekir. Ancak o zaman bir bütünlükten söz etmek mümkündür. Kazak’ı tek başına almamalıyız. Bizim köklerimiz bağlıdır, Türkçülük budur.
- Efendim, bu arada şöyle bir soru çıkıyor. Türk halklarının kültürel, siyasî, etnik bakımdan yakın olmasının yararı nedir?
Prof. Dr. Berdibay: Epey yararı vardır. İlk olarak, tarihimizi bilmek yararlıdır. Türkiye’de “Büyük Türk Tarihi” kitabı var. Okudum. Orada tüm Türk yurdunun tarihi yazılmıştır. Örneğin; Kazak Hanlığı, Sibirya Hanlığı, Nogay Hanlığı, Kafkasya, Kırım, Sibirya halklarının hepsinin tarihi mevcut. Fakat tam değil, zenginleştirilmesi gerekir. Sonra ise bizim estetik kültürümüz ortaktır. Meselâ “Dede Korkut” kitabını alırsak, gerçek bir ülküdür başlı başına. Nedir? Türk halklarının birliği, bütün olması, kardeşliği, daha nice… Birçok Kazak kitabı, “Dede Korkut”la içerik olarak ilişkilidir. Bunu bilerek bizler güç almaya, kuvvetlenmeye başlarız. Hatta 10 yıl öncesinde Orta Asya Halkları Assamblesi’ni kurmaya dair teklif ileri atılmıştı, fakat maalesef uzun ömürlü olmadı. 1992 yılında kuruldu, ama daha sonra dağıldı, kaldı. Bu yıl yeniden kurulacak müjdesi var. O, Türk halkları meselelerini inceleyerek manevî işbirliğini pekiştirmede büyük yarar sağlardı. Bazı devlet başkanları bu assamble ile ortak çalışmaya niyetli değildi. Buna rağmen, halkların manevî gıdasını temin etmeyi de gözden kaçırmamak gerekir.
- Sizin birçok eserleriniz Türkiye Türkçesi'ne aktarılmaktadır. Bu beş ciltlik külliyatı çevirme isteğiniz var mı?
Prof. Dr. Berdibay: Büyük planlarım var. İki kitabım Türkçe yayınlandı: “Baykal’dan Balkan’a” ve “Epos: Milli Hazinemiz”. İlk kitabımda Türk halklarının 28 ulusu beyan edilir. Yeni çevirilecek kitabım; “Kökü Bir Türküz”dür. Onun yakın zamanda yayınlanacağını umarım.
- Efendim, sohbetiniz için teşekkür eder, sağlık, çalışmalarınızda başarı dileriz. Kökü bir Türk halkının manevi besleyicisi olmaya devam etmeniz dilekleriyle…
..................................
Prof. Şakir İbrayev: Prof. Berdibay Türk destanlarını mukayeseli işleyen ilk ilim adamıdır...
Beş ciltlik kitabın önsözünü Uluslararası Türk Kazak Üniversitesi İlim Ortalığı Başkanı, Korkut Ata uzmanı Prof. Dr. Şakir İbrayev yazdı. İbrayev’yle Prof. Dr. Rahmankul Berdibay’ın eserleri ve ilmi üzerine konuştuk...
- Şakir Bey elinizde bulunan Rahmankul Bey'in beş ciltlik külliyatı yakın zamanda yayınlandı. Önsözünü de siz yazdınız. Külliyat hakkında bilgi verebilir misiniz?
İbrayev: Kazakistan’da, genel olarak Türk Dünyası'nda üne erişen Prof. Dr. Rahmankul Berdibay hayatının 50 yılı aşkın süresini ilme adamıştır. Verimli biçimde kalem oynatan ilim adamı, binlerce makale ve 20’ye yakın kitabın yazarıdır. İlim hayatı boyunca yazdığı eserleri arasından seçtiklerini 5 ciltte topladı. Burada Berdibay’ın eserlerini beş gruba ayırmak mümkündür. Önsözde de bunu belirtmiştim. Berdibay genel anlamda bilim dalında, özellikle edebiyat bilimine ilk adım atan kalem ustalarındandır. Bilhassa edebiyatın incelikleri, Sovyet dönemi edebiyatına özgün yönlerine dair birçok eleştiri yazıları bulunmaktadır. Apayrı bir öneme sahip, zaman geçse de değerini yitirmeyen eseri Tarihî Roman’ıdır. Tarihi Roman, Sovyet dönemi Kazak halkının bilinçlenmesini ve öz tarihine karşı sevgisinin artmasını temin etti. Tarihçiler hariç diğer alanların temsilcilerinin Kazak tarihine değinmeye pek cesaret edemediği öz tarihimizi bizlere tanıtarak özellikle tarihi romanlarıyla bilinçlenmemize katkıda bulunmuştur. Tarihî Roman'ın tabiî yapısı böyledir. Berdibay’ın kaleme aldığı diğer bir araştırması Türk halkları yadigârlarıdır. Sovyet döneminde dahi o, Türk halklarının edebî, medenî mirası olan folklorunu, sözlü edebiyatını, destanlarını mukayese metoduyla Kazak destanlarından “Edige”, “Alpamıs Batır”, “Kobılandı Batır”ı Türk halklarının ortak eserleriyle birlikte ele almıştır. Geçmişte her milletin edebiyat eserleri müstakilen tetkik edilirken, R. Berdibay ilk defa Türk halklarının folklor mirasını mukayeseli olarak araştırmıştır. Külliyatta bununla ilgili bilgilere rastlanır. Diğer bir kayda değer konu; Sovyet devrinde yasak getirilen destanlar, eposlardır. Sovyet ideolojisine aykırı diye “Edige Batır”, “Şara Batır”, “Er Sayın” gibi destanlara yasak konulmuştu. Yazar, bu destanları okuyucuya ayrı ayrı bölümlerde tanıttı.
Rahmankul Berdibay büyük gazetecidir. Genellikle ilmi eser yazma işi çok zaman ister. Bazen kamuya hızlı iletilmesi gereken meseleler ortaya çıkar. Buna ait günlük yayınlarda, televizyonda “savaşçı” diye anılan edebî tür kullanılır. Bu alanda da Berdibay emek verir. Kazak tarihi, edebiyatı, kültürü, yazarın başlıca konulardır. Milletin yüksek menfaatlerini gaye edinebilen bilim adamı saygınlık kazanır. Berdibay hayatını edebiyata adamıştır. İncelediği diğer bir hayatî alan folklordur. Folklorla köklü olarak ilgilenen âlim, büyük başarılara imza atmıştır. Özellikle atışma, destan, masal, efsane ve hikâye türlerinden kayda değer ikisine işaret edilmelidir: İlki destanlar, Türk halkları eposlarının tetkiki konusu. İkincisi ise, âşık ve ozan tipleri, nitelikleridir… Türk-Moğol milletlerindeki tipolojik özelliklerine büyük önem veren Berdibay, Kazak destanlarını Türk halkları destanlarıyla karşılaştırmalı araştırmanın temelini atan kişi denilebilir. Destanların konusunu sistemleştiren birçok bilim adamına da rastlamak mümkündür. Şokan Valihanov’dan itibaren Ebubekir Divaev, Muhtar Avezov, Alkey Margulan, Avelbek Konıratbayev gibi âlimler Türk halklarının folklor meyvelerini derlemişler, değişik edebî türlere ayırmışlardır. Onları takiben Berdibay günümüzde epos destanlarını, kahramanlık destanlarını dört dala ayırmıştır: Arkaik, kahramanlık, tarihî ve roman destanları. Bu şekilde olması hem tarihî devreleri, hem de gelişim devrelerini belirleyen kronolojik düzenden kaynaklanır. Şimdi bu sistematize biçimi folklorda uygulanmaktadır.
Berdibay, ayrıca Türk halklarında ozanların kökenine detaylı olarak değinir. Külliyatta folkloru icra eden ve yaratan şahısların farklılıkları, âşık ve ozanların yazar ve şairlerden farkı gibi görüşlere yer verilir.
Berdibay, edebiyat bilimi, folklor dalında birçok konuyu kaleme alır. Mukayeseli araştırma yöntemine dikkat edilmelidir. Malûmdur ki Sovyet döneminde komşu Özbek, Kırgız, Türkmen folkloruna dair birbirinden ayrı folklor ve edebiyat araştırmaları sürdürülürken, folklor mirası ve edebiyatın tipolojik bakımdan incelenmesine yeterli önem verilmemiştir. Bunun yanlışlığı zamanla anlaşıldı. Mukayese dışı araştırmaların tek taraflı olacağı şüphesizdir. Berdibay bu yöntemi genişçe uyguladı. Türk halkları destanlarını tetkikte, kökeni ve gelişim yollarını belirtmede aynı yöntemi kullanır.
Son diyeceğim; Berdibay günlük yayınlarda güncel konuları öne sürer. Halkımızın Sovyet döneminde kaybettiği menfaatler; dinimiz, toprağımız, örf-âdetimiz, kısaca Kazak halkının öz meselelerini Berdibay bir emektar, bir toplum adamı sıfatıyla tamamlamaya çalışır.
1950’li yıllarda Kazak dili ikinci plana itildi, Kazakça genel tarih sahnesinden çıkartılarak sadece sınırlı kullanımla kısıtlandı. Rahmankul Bey, o dönemlerde dahi haykırış makalelerini yazarak görüşlerinden dolayı çile çektiği bile olmuştur. Kazak dilinin millî dil, devlet dili olması meselesini gündeme taşıdı ve taşımaktadır.
Şüphesiz ki, ilmîlik vasfını ve milliyetçilik karakterini bünyesinde bulundurmak büyük şahsiyet olmanın belirtisidir.
Herhangi makalesini, eserini ele alırsanız, şüphesiz Kazak halkının, Türk yurdunun meselesi söz konusudur. Yani yazarın imzası her zaman kolayca tanınır.
Diğer bir özelliği Türk mirasını derlemesidir.
Bilim çevrelerinde şöyle bir fikirle de karşılaşabilirsiniz: "Bu kişi büyük Türkçüdür." Böyle bir fikre bizzat katılırım. Çünkü Berdibay, Kazak halkının tek başına değil de, çevremizdeki Türk halklarıyla varlığı, edebî ve medenî mirasınca bir bütün olduğunu konferanslarda ve ilmî çalışmalarında kamuya ilan etmekten usanmış değildir. XX. YY’ın başından beri Kazakistan’da Türkçülüğün etkisi devam etmektedir. Onların büyük temsilcilerinden Kazakistan’da birisi aranacak olursa, Türk yadigârlar dünyasını derleyen Rahmankul Berdibay örnek gösterilebilir...
..................................
BERDİBAY KİMDİR?
1927 yılında Yesevî yurdu Türkistan’da doğdu. Kızılorda’da Pedagoji Enstitüsü'nü bitirdi. 1949’dan 1953’e kadar orta mektep müdürü olarak çalıştı. 1953-1955 arasında Kazekistan Devlet Üniversitesi'nde lisansüstü eğitim gördü. 1955-1958 arasında Edebiyat ve Sanat Enstitüsü'nde ders verdi. 1959-1968 arasında Kazak Ansiklopedisi’nin hazırlanmasına emek verdi. 1970 yılında profesörlüğe yükseldi. 1970-1997 arasında Edebiyat ve Sanat Enstitüsü'nde öğretim üyeliği yaptı. 1983’te Kazakistan İlimler Akademisi'nin üyeliğine seçildi. 1988’de Kazakistan İlmine Hizmet Ödülü'nü aldı. 1998’de, “Baykal’dan Balkanga Değin” (Baykal’dan Balkan’a Kadar) eseriyle Türk Dünyası'na Hizmet Ödülü'ne lâyık görüldü.
Uluslararası Hoca Ahmet Yesevî Üniversitesinin kuruluşundan beri bu üniversitede çalıştı.
Eserlerinden bazıları: Tarihî Roman, Kazak Eposu, Destur Kuvatı (Türk Dünyası'nın ortak gelenekleri üzerine), Asırlar Tolgavu, Epos Muradı, Jırşıldık Destur (Tarihî Türk şahsiyetlerinin zamanımıza kadar gelişi)…
..................................
HOCA AHMET YESEVİ ÜNİVERSİTESİ 'BASMASÖZ ORTALIĞI’NDAN...
Basmasöz Ortalığı, Kazak Türkçesinde “Basın Merkezi” demek… Size Hoca Ahmet Yesevî Üniversitesi Basmasöz Ortalığı olarak üniversitemiz ve Kazakistan’dan haberler vermeye çalışacağız. Yorumlar, röportajlar yayınlayacağız.
Sorularınız olursa bize yazınız...
..................................
Yönetenler: Şolpan Aşimbekova - sholpanashimbek@yahoo.com.tr, Gülnara Mamanova - gulnarmanaova@hotmail.com.